Nezahat Bayram

Nezahat Bayram, bazı çevrelerin küçümsemekte olduğu türkülerimizi

düzgün İstanbul şivesi, eşsiz sesi ve yorumu ile, o günün 67 vilayetinde,

en yüksek mertebeye çıkarmayı başarmıştır…

Demir Aytaç

Ben, türkülerimizi 1960’lı yıllarda Nezahat Bayram ile tanıdım, ondan sevdim. O günlerde etkisinde kaldığım bu güzel sesin; Hasan Turan’ın sözlerinde ve Cemil Demirsipahi’nin bestelerindeki, güçlü yorumunun yerini benim için bugün bile kimse dolduramadı.

Üzerine titrediğim, kıskanç bir itina ile sahiplendiğim güzel taş plak koleksiyonumdan Nezahat Hanım’ın türkülerini dinliyorum. Hepsinde adeta güfte ile beste, aynı güzellikte, at başı gidiyor.

Gün olmuş, sevdamızı dile getirmiş: “Bu gönül sevda pınarı / Suyu sebildir a canım / Her gelen bir güğüm aldı / Sen hepsini iç sultanım…”

Karşılık görmemiş içlenmişiz: “Sen gül dalında gonca / Ben dağ yolunda yonca / Sen açılıp gülerdin / Ben sararıp solunca…”

Çaresizliğimiz içimizdedir: “Suya baksam aksine / Görürüm ak sine / Yar herkesi severde / Beni sevmez aksine… “(üçlü cinas çok güzel!)

Kızını gelin eden ananın hisleri içine akar: “Evimizde çiçektin / Ruhuma bahar ektin / Gelin mi oldun kızım / Dün küçücük bebektin.  –    Kim büyütür kim alır / Kimler gider kim kalır / İlahi emir kızım / Uçan kuş murad alır…”

Borçla – harçla da olsa gönlümüz zengindir : “Şükür gitti bizden darlık / Gelin almak bahtiyarlık / Olmaz olsun şu bekarlık / Ah,  ana beni eversene…”

Düğünlerimizde halay çekmişiz: “Davullar çift çift vurula / Avluda halay kurula / Düşler hayra yorula / Şen ola düğün şen ola …”

Sonuç olarak biz tüm yaşamı onda özetleriz: “Ne değirmen taşım var / Ne devletli bir başım var / Ne de bir tek kardeşim var / Nem alacak felek benim…”

Bazı besteler vardır ki, icra eden sanatçı ile anılır. Ve akıllarda öyle bir yer eder ki, beste mi sanatçıyı anımsatmaktadır, sanatçı mı besteyi çağrıştırmaktadır, bilemezsiniz. Bunun en güzel örneği “Ötme Bülbül” türküsünü olağan üstü okuyabilen Nezahat Bayram’dır. Ve Nezahat Bayram gerçek anlamda bir bülbüldür.

Nezahat Bayram; bence, bugüne kadar Türk Halk Müziği’nde gelmiş geçmiş en güzel seslerinden birisidir. Ve “Ötme Bülbül” adlı türküsünde sanatının zirvesindedir!

Bestekar Cemil Demirsipahi’nin “Ötme Bülbül” adlı türküsünüNezahat Bayram, Demirsipahi’nin tek sazı eşliğinde; Yeşilköy’de Odeon şirketinin stüdyosunda okumuştur. Odeon stüdyosu havaalanına yakın olduğu için, (o zamanlar uçak inerken kayıtta sesi çıkar, günün teknolojisinde farklı sesleri silme imkânı yoktur) Nezahat Hanım türküyü birkaç kez okumak zorunda kalmıştır.

Nezahat Bayram, “Ötme Bülbül” ü 1969 yılında okudu.  Hem

 45’lik plak yaptı, hem de uzunçalarının A yüzünün ilk şarkısı olarak okudu. En kısa zamanda, o yıla kadar Türkiye’de en çok satış yapan plaklar arasına girdi, peşpeşe altın plak aldı. Almanya’da, Türküola firması “Ötme Bülbül”ü plak yaptı. Almanya, Hollanda, Fransa ve Belçika’da çıktığı hafta “yok sattı” …

Değerli sanatçımız Yıldız Kenter, yıllar evvel, evinde konuk olduğum bir akşam yemeğinde; Nezahat Bayram’ın “Ötme Bülbül” deki yorumu için bana: “…ötme ve gitme nakaratlarındaki yalvarma duygusunu, tiyatro sanatçısı bu denli güzel veremez!” demişti…

Nezahat Bayram TRT Ankara Radyo sanatçısı olup, 1963 yılında ilk 45’lik plağını yapmış ve bu ilk eser “Cano” ile  altın plak almıştır.

Nezahat Bayram 1964 yılında TRT’den ayrılmış ve gazinolarda çalışmaya başlamış, 1965’ten sonra Istanbul gazinolarında assolist altı olarak en büyük isim olmuştur. 1965 ten sonra, Nezahat Bayram’ın yaptığı her plak altın plak almış, ve şöhreti her geçen gün artmış, ABD ve Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda turnelerinde kelimenin tam anlamı ile yer yerinden oynamıştır.

Nezahat Hanım’ın sahnesi de sesi kadar güzeldi.  2 veya 3 türküden sonra, sahnede adeta devleşir, seyirciyi avucunun içine alır, yaklaşık 1,5 saat sahnede kalır, adeta bülbül gibi şakırdı. O sahnedeyken, çatal-bıçak sesi duyulmaz, sanatçıyı rahatsız eder miyim diye adeta nefesinizi tutardınız! Başka bir altın plağı: “Olursa Olsun” ile de çok güzel final yapardı.

1970 yılında “Nem Alacak Felek Benim” türküsü ile yine altın plak almış, türküyü aynı sene: Zeki Müren, Nesrin Sipahi, Beyaz Kelebekler, Ayla Algan ve Cem Karaca plak yapmıştır.

Nezahat Bayram - Zeki Müren - Nesrin Sipahi

O yıl Ankara Göl gazinosunda Zeki Müren assolist, Nezahat Bayram ise solist altıdır. Ankara Göl Gazinosu, Gençlik Parkı’nda, sonraları nikah dairesi olan, Türkiye’nin asansörlü (yükselen) pisti olan tek gazinosudur. Zeki Müren ast solist olarak pistin yükselmesine, ışık düzenine, mikrofonda ses düzeninin en iyi olmasına kadar her konuyu titizlikle takip etmekte ve gazinoların değişmez kuralı: Kendisinin okuyacağı şarkıların tam listesini “Assolist Listesi” başlığında kulise asmakta ve kendisinden evvelki sanatçılara, tekrar olmaması için, aynı şarkıların okunmasına izin vermemektedir.  Bu listede “Nem Alacak Felek Benim” de vardır. Nezahat Bayram ve Zeki Müren, her ikisi de bu şarkı ile altın plak almışlardır. Ancak, işe bakın ki; seyirci, Zeki Bey’den önce sahneye çıkmakta olan Nezahat Hanım’dan bu türküyü ısrarla istemektedir… Zeki Müren akıllı bir kişi olduğu için, hemen pratik bir formül bulmuş: “Nem Alacak Felek Benim”i bir gece kendisi, bir gece Nezahat Hanım’ın dönüşümlü olarak okumasına izin vermiştir.

1973 Almanya turnesinde yer yerinden oynayınca, Zeki Müren tarihinde ilk kez, yurt dışı turnesi olmasının da rahatlığında, Nezahat Hanım’a sahneye kendisinden sonra çıkma hakkını vermişti…

O senenin “Kelebek Yılın Sanatçıları” ödül töreninde ise; Zeki Müren “Nem Alacak Felek Benim”i en çok Nezahat Bayram’dan sevdiğini söyleyebilecek kadar da dürüst bir insandı…

Kendimi çok iyi ve gönlümce mutlu hissettiğim günlerden birisi de: 2000’li yılların başında, Nezahat Hanım ilgili, “Bütün Dünya” mecmuasında yazımın çıktığı gündür. Birkaç gün sonra Nezahat Bayram beni aramış ve “şu ahir ömrümde, ben bu kadar mutlu olmadım!” demişti. Birkaç ay sonra kendisini kaybettik… Ne TRT andı, ne adına yakışır bir program yapıldı…  Cenazesinde 3-5 radyo sanatçısından başka kimse yoktu…

Şimdi bu bilgiler dahilinde, “Ötme Bülbül” ü dinleyin… (bendeki plağı size linkledim) Gırtlağa, sese ve anlam yüklemelerine dikkat edin…

Ve, kendinizi Almanya’daki bir işçimizin yerine koyun.

Nezahat Hanım, “gitme” derken: Siz gidebilir miydiniz?