Etiketler

, ,

Turkan Soray Sinemam ve Ben Demir Aytac

 TÜRKAN ŞORAY

Sanat Yaşamının 52.Yılında Kendi Kitabını Yazdı:

“Sinemam ve Ben” 

Türkan Şoray, yine
zamanlaması çok iyi bir hamle yaptı ve kendi kitabını yazdı.

Kitabı bitirdiğinizde Şoray adeta size: “Yıllarca beni güzelliğim ile bildiniz, ancak
benim düşüncelerim, görüşlerim, hayata bakışım ve yaşamım; fiziki görünüşüm
kadar güzeldir…” dedirtiyor.

Yazan: Demir AYTAÇ

Zarafet sözcüğü hepimizin dilinde, gündelik yaşamımızda sık kullandığımız bir sözcük. Ancak, içeriğinde çok detaylar var, arkasında katmanları mevcut. Türkan Şoray, eşine az rastlanabilecek bir irade ve güç ile yıllardır bu sözcüğün hakkını tam anlamıyla yerine getirebilen ender kişilerden birisi olarak örnek konumunu koruyor.

Konusunda yüksek öğrenim görmemiş Türkan Şoray, ince zekası ile: sürdürülebilir bir efsane olmuş ve toplumda çok az kişiye nasip olabilecek ağırlıklı bir konuma kalıcı olarak yerleşmiştir. Bu başarıda hiç şüphesiz, Türkan Hanım’ın sanat gücü, üstün yeteneği, oyunculuk kabiliyeti, iş disiplini, özel yaşamındaki titizliği, değişime ayak uydurabilmesi, toplumun değerlerine ters düşmemesi için gösterdiği özveri ve güzelliği mutlaka çok büyük bir etkendir. Bütün bunların sonucunda ortaya “partiler üstü statüsü” ile hem halkın, hem de aydınların onayladığı bir tablo çıkmıştır. Türk halkı yıllarca Türkan Hanım ile ağlamış, onunla gülmüş ve mutluluğu kendisinde bulmuştur.

Türkan Hanım’ın son günlerde çok konuşulan, okunan “Sinemam ve Ben” adlı kitabının ilk bakışta en büyük özelliği, tabii ki eserin kendisi tarafından yazılmasıdır. Kanımca, bu kitabı yazarı ile beraber değerli kılan: Şoray’ın “O efsane imajının aksine çok sade bir dil le yazılmış olmasıdır.” Okuyucuyu hiç yormuyor. Karşılıklı sohbet edercesine, sizi kendi kariyer yolculuğuna davet ediyor.

Hakkında kitaplar yazılan, araştırmalar yapılan, akademik platformlarda tartışılan, Türkiye’de bugün beş kuşağa aynı anda hitap edebilen, tanınabilirlik anketlerinde bütün kategorileri altüst edip adı siyasi liderlerin önünde çıkan, her dönem kendisini yenileyerek zirvede kalmayı başaran, Euromigas Başkanı Adinolfi’nin “Dünya çapında bir oyuncu” olarak nitelendirdiği Türkan Şoray; kendi kitabında sinemayı anlatırken, aslında kendisi ile ilgili ipuçları veriyor.

Bir insan sinemada sanatı ve güzelliği ile bu kadar uzun bir süre nasıl bir numara konumunda olabilir? Bu pozisyonu sağlamlaştırırken yaşamın her alanına nasıl hitap edilebilir? Türk toplumunun değerlerine ters düşmeden bir değerler bütünü olarak nasıl her on senede bir en radikal değişimleri yapabilmiştir? Muhafazakar bir insan, gerektiğinde nasıl zamanın önünde gidebilmiştir? gibi bir çok önemli konuyu direkt anlatmıyor. Sinema kariyerinden söz ederken, çok alçak gönüllü, kimseyi kırmadan, eleştirmeden, herhangi bir iddiada bulunmadan, sakin sessiz işbu sorulara kafanızı takıyor, sonra da gündelik olağan işlerden bahsedercesine, çok doğalmış gibi satır aralarında bu soruların yanıtını size veriyor.

Ve kitabın sonuna geldiğinizde, Türkan Hanım, sinemada tüm zamanların en büyük sanatçısı konumuna nasıl gelmiş? 52 yıl gibi inanılması ve başarılması çok güç sürdürülebilir bir marka başarısını nasıl sağlamış? Temel ilke ve değerlerinden hiç taviz vermeksizin, nasıl devamlı değişebilmiş? O, söylemeden siz keşfediyorsunuz!

Perihan Mağden, Türkan Şoray için: “Ömrümde gördüğüm en zarif, en ince, en kibar, en başkalarını kırmaktan korkan insandır. (…) Gerçek üstü bir yanı var güzelliğinin… Bu kadarı da olmaz dedirten bir yanı…” diyor ve ilave ediyor: “En az altı, yedi kez izlemiş olduğumuz bir Türkan Şoray filmini bir kez daha kalbimiz ona karşı duyduğumuz sevgiden çatlayarak izliyoruz… Onun büyüsü bu. Başka hangi artist yılan gözlü kem sözlü kimilerinin ‘ deli saçması’ diye niteleyebileceği filmleriyle insanı ekranın karşısına böylesine kayıtsız şartsız bir sevgi seliyle mıhlar? Yalnız O!”

Fatih Özgüven, “Türkan Şoray bu ülkeye ilişkin tuhaf ve yorucu bir sürekliliğin tariflerinden biridir… Türkan Şoray, insana bazen bu ülkede adı konamayan bütün (dişi/ erkek) duyguların, acıların emanetçisi gibi gelir. Bu yüzden Türkan Şoray’ın hepimizin üzerinde hakkı vardır. Türkan Şoray sonsuz kırılgandır, hem de sonsuz dayanıklı bir maddeden yapılmış gibidir. Türkan Şoray’dan vazgeçmeye karar verirsiniz. O bunu hisseder, bir kere daha biçim değiştirir.” diyor ve ekliyor: “Türkan Şoray duygulandırır. Türkan Şoray üzer. Türkan Şoray insana her zaman tam olarak adını koyamadığı bir şeyi hatırlatır. 1950’lerden itibaren hangi yılda doğmuş olursanız olun, Türkan Şoray insanın hayatını kaplar…”

Değerli sosyoloğumuz Nilüfer Göle, Türk sinemasının değişmez kare ası (Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Filiz Akın) için yorum yaparken; birinciliği Türkan Hanım’a vermekte ve : “(…) onun kalbi sinema için atan bir genç kız kalbine benziyor. (…) hiç kimseyi incitmeden imajına sadık kalma çabası çok yüksek. (…) Türkan Şoray’ın bu topraklara has bir güzelliği var. Bundan da daha önemlisi çok alaturka. Hatta alaturkacılığın küçümsendiği dönemlerde, Zeki Müren gibi o da alaturkayı baştacı etmeyi o güzelliği ile bildi ve başardı. Hakikaten anlamlı, manalı, hüzünlü, kırılgan ama susan sultan, hanımefendi…” demektedir.

Geçtiğimiz günlerde Türkan Hanım’la yapılan bir söyleşide, bir cümlesi dikkatimi çekti. Şöyle diyor Şoray: “… bir hususa çok dikkat ederim. Eğer sinemamızın başarısı söz konusu ise hep ‘Türk sineması’ demişimdir. Yok kötü ve eleştirilecek bir husus tartışılıyorsa ‘yerli sinemamızın’ imkanları derim. Gençlerin bu detaylara dikkat etmesi lazım. Başarı ufak ayrıntılardadır.” Belki de, Şoray başarısının ipuçlarından birisi de bu cümlesinde yakalamak olasıdır.

Bircan Usallı Silan Türk Sineması kare asını anlattığı ‘Dört Yapraklı Yonca’ adlı yapıtında, Türkan Hanım için: “…Türk sinemasına tam kırk yıl vermiş ve bu kırk yıl boyunca da hep zirvede kalmayı başarmış bir insan hayatta en büyük eksikliğinin yüksek öğrenim görmemek olduğunu her vesile ile dile getirmektedir.’ diyor ve Şoray’a bu konuyu niye bu kadar çok tekrarlıyor, niçin ön plana çıkarıyor, her söyleşide veya adına düzenlenen konferanslarda altına basa basa niye bu kadar deşifre ediyor diye sorduğunu söylüyor. Aldığı yanıt için ise, yaşamım boyunca başucumda taşıyacağım niteliktedir diyor. Türkan Hanım’ın verdiği yanıt; gerçekten tüm gençlere örnek olacak güzellikte, her zaman güncelliğini koruyacak niteliktedir.

“Dürüst olmak hem kendime hem de herkese karşı, kendime olan güvenimi ve saygımı artırıyor… Bir ikinci neden ise okumanın ne kadar önemli olduğunun altını çizmek istemem. Her şeye sahip olsanız da eğer okuyamadıysanız, hep yüreğinizin bir yanında eksik sevinç oluyor. Bu bilinsin istiyorum.”

Türkan Şoray, kanımca yine zamanlaması çok iyi ve çok yerinde bir hamle yaptı ve kendi kitabını yazdı. Kitabı bitirdiğinizde Şoray adeta size: “Yıllarca beni güzelliğim ile bildiniz, ancak benim düşüncelerim, görüşlerim, hayata bakışım ve yaşamım fiziki görünüşüm kadar güzeldir…” dedirtiyor.

52 inci sanat yılında, Türkan Şoray’a ailesi ile beraber sağlıklı, mutlu ve daha nice başarılı yıllar diliyor, “tüm zamanlarda tüm gönüllerin sultanı”nı saygıyla selamlıyor: Yıllarca bizi çok mutlu ettiği için hepimiz adına çok içten teşekkür ediyorum…